1. Hadim kelimesinin manası ve menşei:
Hadim, kelime olarak kendini Tanrı’ya ve bilime adamışlara hizmet eden kişi manalarını ifade etmektedir. Hadim kelimesinin manasından yola çıkan birçok insan , “Hadim” isminin, Ebu Said Muhammet Hadimi Efendi’ den aldığını zannederek yanılgıya düşmektedir. Oysa İlçemizin tarihi Selçuklular dönemine kadar gitmektedir.
Ebu Said Muhammet, Hadim ilçesinde doğduğu için “Hadimli” manasında “Hadimi” mahlası ile ünlenmiştir. (tanınmıştır.) İlçemizin kuruluşu ise Selçuklular dönemine kadar uzanmaktadır.
2. Hadim’in Kurulması:
Hadim ve Yöresinde yerleşme Paleolitik döneme kadar inmektedir. Bu devirlerde Hadim yöresinde Korualan’da Yalnızkaya, Bolat Deresinde Kaya mezar örneğinde olduğu gibi bir çok mağara ve kaya evler barınak olarak kullanılmıştır.Bu antik yerleşim yerlerinin en ünlüleri : Bolat Kasabası’na 7 Km mesafede bulunan Astra antik kenti, Dülgerler köyünde Artanada antik kentidir,
Hadim Bölgesi, Selçuklular Döneminde Türk hâkimiyetine geçmiştir.
Türkler, Bölgeye geldikleri zaman bölge genellikle boş ve ıssızdı. Toprakların büyük bir bölümü boş, kentler haraptı.
Anayurttan gelen konar göçerler bu harabelerin yanında bulunan su kaynakları ve harabelerde yer alan yapı malzemelerinden yararlanarak kendi köylerini kurmuşlardır. Kurdukları bu köylere de cemaat ve oymaklarının adını vermişlerdir. Türkiye’ de mevcut binlerce köyün taşıdığı isimler, bu köylerin aynı ismi taşıyan boy ve oymaklar tarafından kurulduğunun delilidir.
Hadim’in kuruluşunda da benzer durum yaşanmıştır. Türkistan’da aynı isimli bir şehir ismi olması Hadim’i kuran aşiretlerin Türkistan’ın Hadim Bölgesinden Anadolu’ya göç eden Türk oymakları tarafından kurulduğu düşüncesini güçlendirmektedir.
Aşağı Hadim’i kuran konar göçer oymaklar, Bozkır, Karacaardıç, Gülefler, Kayacağıl, Bağcık, Erikler, Aşağı Mernek Dumanlar bölgelerinde konup göçerlerken Aşağı Hadim bölgesine gelip kendi istekleri ile iskân olmuşlardır. Arşivlerimizde bu köye iskân yapıldığına dair bir belge bulunmaması bunun delilidir. Aşağı Hadim’i kuran ailelere, Bekir Efendiler, Süleyman Çelebiler, Kozanlar, Kadı oğulları, Müminler, Saraylı Oğulları Musa Hocagil Yusuf Kadılar İmamoğulları, Hocaoğlu, Çalıklar gibi ailelerdir. Aile isimlerinden de anlaşılacağı üzere o döneme göre seçkin insanlar tarafından kurulmuştur. Bu durumda hizmet edenler manasına gelen Hadim ismini kurdukları köye vermelerini de açıklamaktadır.
Osmanlı dönemine ait ilk kayıtlarında Hadim, Karaman’ın Aladağ Kazasına bağlı bir köy durumundadır.
Osmanlı Devleti'nin Yükselme döneminde Aladağ Kazası'na bağlı bir köy olan Hadim'in II. Beyazid döneminde 1501 yılındaki tahmini nüfusu 425 , Yavuz Sultan Selim zamanında 1518 tarihimde; 546, Kanuni Sultan Süleyman zamanında 1540 yılında; tahmini nüfusu 463’tür ve bu dönemde Hadim de yaşayan halkın tamamı Müslüman olup gayrimüslim bulunmamaktadır.
Bu seçkin insanlar, Hadim yöresinde Türklere ait en eski tarihi eser olan Aşağı Hadim camisini XIV yüzyılda inşa etmişlerdir. Yani bu camii bölge Karaman oğullarının elinde iken ve Ebu Said Mehmet Hadimi Hazretleri doğmadan yaklaşık 300 yıl önce inşa edilmiştir. Cami 1.500 kişiliktir.
Selçuklular Döneminde ikbal amacı ile Konya’ya birçok ünlü sima gelmiştir. Bu ünlü simalardan Hazreti Mevlana, Seydişehir’i Kuran Seyit Harun bilinenlerdir. Hadimi Hazretlerinin ataları da Buhara’dan Göç ederek,1696 yılında bu günkü Taşkent’e bağlı Afşar kasabasının Karacasadık yöresine yerleştikleri tahmin edilmektedir.
Bu bölgede ikamet edilmekteyken Taşkent müftüsünün kız kardeşi Hediye Hanım ile Kara Hacı Mustafa Efendi evlenmiştir. Bu izdivaçtan Ebu Sait Mehmet (Hadimi Hz.) dünyaya gelmiştir. Hediye hanım hamile iken “Göbeğinden bir ağaç meydana geldiğini ve ağacın altın meyve verdiğini ve yere düşen meyvelerin halk tarafından kapış kapış toplandığı” şeklinde bir rüya eşine anlatmıştır. Rüyaya önem veren Karhacı Mustafa Efendi ile Hediye Hanımı yanına alıp yöreyi keşfe çıkarak rüyada görülen mekânı araştırmaya başlamıştır. Hadim’in Armağanlar bölgesine geldikleri zaman; Hediye Hanım heyecanla rüyada gördüğü yerin burası olduğunu eşine söyleyince Karacasadık bölgesinden Hadime göç edilmiştir.
Bu yıllarda Hadim Aladağ kazasına bağlı küçük bir köydür. Fahr- i Rum Karahacı Mustafa Efendi ile tanınmaya başlamıştır.
Arşiv belgelerine göre Hadim 1672 - 1738 döneminde Aladağ Kazasının bir köyü olma özelliğini sürdürmüştür: 1653 yılına ait bir belgede ise Hadim kaza olarak kayıt edilmiştir. Hadim, 1810 yılına ait bir belgede "Pir-levganda-i Hadim" olarak kayıt yapılmıştır. 1843 yılında "Konya Sancağına tâbi Pirlevganda nâm-ı diğer(diğer adı) Hadim" şeklinde ifade edilmektedir. Bu belgeler; Karaman’ın Aladağ kazasına bağlı bir köy olan Hadim’in zamanla gelişerek kaza statüsüne kavuştuğu ve Pir-levganda’nın Hadim’e bağlandığı anlaşılmaktadır. Hadim’in belli bir tarihten sonra hızla gelişmesi Ebu Sait Mehmet Hadimi ile ivme kazanmıştır.
Hadimin gelişmesine büyük katkı sağlayan, Hadimi Hazretleri ise Osmanlı’nın duraklama döneminde yetişmiş büyük âlimlerden birisidir. 50’ye yakın telif eser vermiş, binlerce öğrenci yetiştirmiş, Osmanlı’da ilk köy kütüphanelerinden birini Hadim’de kurmuştur. Osmanlı padişahlarından büyük takdirler kazanmış ve Konya’nın bu günkü muhafazakâr, dinine – vatanına bağlı insanların memleketi olmasında büyük emekleri geçmiştir.
Dün, medreseleri ve yetiştirdiği ilim adamları ile bu gün yetiştirdiği dünyanın en güzel ve en dayanıklı Kirazı ile memleketimize hizmet etmeye çalışan ilçemiz HADİM ve bu ilçenin yetiştirmiş olduğu ulu insan Hadimi Hazretleri ile gururlanıp şeref duyduğumuzu iftiharla sunarım.DİM’İN KURULMASI VE TARİHİ GELİŞİMİ